Rakısından bir yudum alan Mahmut Bey, henüz söndürdüğü sigaranın dumanı kesilmeden bir sigara daha yaktı. Ciğerlerinden gelen isyan seslerini hiç dinlemeden dumanı çekiyordu içine. Oturduğu yerden ani bir hareketle kalktı. Ağzında sigarası, elinde rakısı dairesinin kapısına doğru yürümeye başladı. Bir yandan da aşağıya doğru hafifçe kaymış olan pijamasını çekiştiriyordu. Kapıya ulaştığında, sigarasından bir nefes daha çekti ve sigarayı eline aldı. Bir elinde rakısı, bir elinde sigarası sağ gözünü kapının gözetleme deliğine dayadı. Hulusi Bey'i bekliyordu. Haftaiçi her gün hiç sıkılmadan bu saatte kapıdan kat aralığını gözetlerdi. Kendisi bunu Hulusi Bey'i her gördüğünde şöyle açıklıyordu: "Ulan! Ulan g.tveren Hulusi. Seni görmeden bir günüm geçsin, sana sinirim iki katına çıkıyor lan i.ne!" Ve işte bu klasik cümlesine yine başladı. Hulusi Bey görüş alanı içine girmişti. Mahmut Bey bekledi, hemen davranmadı bu sefer. Rakısından bir yudum aldı yavaşça. Ardından sigarasının son nefesini içine çekti. Ve kapıyı açıverdi birden Mahmut Bey nam-ı diğer çömlekçi Mahmut. Hulusi Bey merdivenleri çoktan çıkmıştı, ama Mahmut Bey bu andan sonra durmazdı asla.
"Yavşak yalaka." dedi bağırarak. Sesi apartmanın içinde yankılandı. Hulusi Bey'in ayakkabısının çıkardığı ses kesildi. Etraftaki tek ses apartmanın bozuk floresan lambasıydı.
"Bzzzt. Bzzzt. Bzzzt. Bzzzt. Bzzzt..."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder